Macbeth

yazar W.Shakespeare

Macbeth

İktidar Hırsının Kanlı Bedeli

“Adil kötüdür, kötü adildir.” (Fair is foul, and foul is fair.)

William Shakespeare’in en kısa ama en yoğun trajedilerinden biri olan Macbeth, ilk kez 1606 yılında sahnelenmiştir . Oyun, İskoçya’da geçer ve adını, ülkenin kralı olmak için cinayet işleyen İskoç generali Lord Macbeth’ten alır.

Macbeth, Shakespeare’in “İskoç Oyunu” olarak da bilinir ve yüzyıllardır tiyatro dünyasında bir lanetle anılır. Rivayete göre, oyunda gerçek cadı büyüleri kullanıldığı için, yapılan provalarda ve temsillerde sürekli aksilikler, kazalar ve hatta ölümler yaşanmıştır. Bu nedenle tiyatrocular, oyunun adını telaffuz etmektense “The Scottish Play” (İskoç Oyunu) demeyi tercih ederler.

Oyunun ana kaynağı, Raphael Holinshed’in 1587 tarihli “Chronicles of England, Scotland, and Ireland” (İngiltere, İskoçya ve İrlanda Kronikleri) adlı eseridir. Shakespeare, bu tarihsel kaynaktaki Macbeth hikayesini, dönemin kralı I. James’in (İskoçya Kralı VI. James) atalarını onurlandırmak ve kralın cadılığa olan ilgisini yansıtmak için uyarlamıştır. Oyun, insanın en karanlık arzularını, hırsın yıkıcı gücünü ve suçluluk psikolojisini eşsiz bir derinlikle işler.

Karakterler: Hırsın Kurbanları ve Mimarları

1. Macbeth

Oyunun kahramanı, İskoçya’nın cesur generali. Savaş alanında gösterdiği kahramanlıkla Kral Duncan’ın takdirini kazanmış, Glamis Lordu unvanını almış bir soyludur. Üç cadının ona “Cawdor Lordu” ve “İskoçya Kralı” olacağını söyleyen kehaneti, onun içindeki hırs ateşini tutuşturur.

Macbeth, oyun boyunca derin bir iç çatışma yaşar. Bir yanda sadakat, ahlak ve erdem, diğer yanda hırs, tutku ve iktidar arzusu. Karakteri, başlangıçtaki tereddütlü ve vicdanlı yapısından, giderek duygusuz bir tiran ve katile dönüşür. Onun trajedisi, bir kahramanın kendi elleriyle yıkımına neden olan kontrol edilemeyen hırsıdır.

2. Lady Macbeth

Shakespeare’in en güçlü ve en karmaşık kadın karakterlerinden biridir. Macbeth’in karısıdır. Kocasının kral olma arzusunu bilir ve onu bu yolda cesaretlendirir, hatta zorlar. Kral Duncan’ı öldürme planını o tasarlar ve Macbeth’in tereddütlerini “erkeklik” söylemleriyle bastırır.

Lady Macbeth, başlangıçta soğukkanlı, acımasız ve kararlıdır. Hatta doğurmamış çocuğunun beynini parçalayabileceğini söyleyecek kadar ileri gider. Ancak cinayetin ardından suçluluk duygusu onu ele geçirir. Ünlü “uyurgezerlik sahnesi”nde, ellerindeki hayali kan lekelerini temizlemeye çalışırken “Defol, lanet olası leke, defol!” diye feryat eder. Lady Macbeth, suçluluğun insan ruhunu nasıl çökerttiğinin en çarpıcı örneğidir. Oyunun ilerleyen bölümlerinde akıl sağlığını kaybeder ve intihar eder.

3. Üç Cadı (Weird Sisters)

Oyunun en gizemli karakterleridir. “Garip Kızkardeşler” olarak da bilinirler. Macbeth’e (ve Banquo’ya) kehanetleri söyleyen, onu yanlış bir güven duygusuna iten doğaüstü varlıklardır.

Cadılar, “Adil kötüdür, kötü adildir” diyerek oyunun ana temasını özetlerler. Onlar kaderi belirlemezler, sadece Macbeth’in içinde zaten var olan hırsı ortaya çıkarırlar. Kehanetleri belirsiz ve yanıltıcıdır: “Hiçbir kadından doğmayan kimse Macbeth’e zarar veremez” gibi sözlerle onu yanlış bir güven duygusuna iterler. Cadılar, kötülüğün, kehanetin ve kaderin simgesidir.

4. Kral Duncan

İskoçya’nın yaşlı ve iyi kalpli kralıdır. Macbeth’in kuzenidir. Onun erdemli, adil ve güvenilir bir hükümdar olarak tasvir edilmesi, Macbeth’in işlediği cinayeti daha da korkunç kılar. Macbeth onu sadece bir kralı değil, aynı zamanda bir akrabasını ve misafirini öldürmektedir. Duncan’ın oğulları Malcolm ve Donalbain, babalarının ölümünden sonra İngiltere ve İrlanda’ya kaçarlar.

5. Banquo

Macbeth’in arkadaşı ve askeri yoldaşıdır. Cadılar, Banquo’nun torunlarının kral olacağını, ancak kendisinin kral olamayacağını söyler. Macbeth, bu kehaneti duyduktan sonra Banquo’yu bir tehdit olarak görür ve onu öldürtür. Ancak Banquo’nun hayaleti, ziyafet sahnesinde Macbeth’e görünerek onun suçluluk duygusunu ve paranoyasını simgeler. Banquo’nun oğlu Fleance kaçmayı başarır.

6. Macduff

Fife Lordu. Macbeth’ten nefret eden soylulardan biridir. Macbeth, Macduff’ın ailesini (karısını ve çocuklarını) acımasızca katlettirir. Bu olay, Macbeth’in artık tamamen bir canavara dönüştüğünü gösterir. Macduff, İngiltere’de Prens Malcolm ile bir ordu toplar ve Macbeth’i devirmek için İskoçya’ya döner. Cadıların “Hiçbir kadından doğmayan kimse Macbeth’e zarar veremez” kehaneti, Macduff’ın sezaryenle (annesenin rahminden kesilerek) doğduğu ortaya çıkınca bozulur. Macduff, Macbeth’i öldüren kişidir.

7. Malcolm

Kral Duncan’ın en büyük oğlu. Babasının ölümünden sonra İngiltere’ye kaçar. Daha sonra Macduff’ın yardımıyla İskoçya’ya döner, Macbeth’i devirir ve ülkenin yeni kralı olur. Malcolm, bir hükümdarda olması gereken erdemlerin (adalet, merhamet, cesaret) simgesidir. Oyunun sonunda, Macbeth’in zalim yönetiminin ardından ülkeyi yeniden inşa edecek umudu temsil eder.

Özet: Hırsın Yükselişi ve Çöküşü

Oyun, gök gürültüsü ve şimşek eşliğinde üç cadının, bir savaştan dönen Macbeth ve Banquo ile nerede ve ne zaman karşılaşacaklarına dair konuşmalarıyla başlar. Caddelerin bu açılışı, oyunun karanlık, doğaüstü ve kötücül atmosferini hemen kurar.

1. Perde – Kehanet ve Hırsın Doğuşu:
İskoçya Kralı Duncan, iki savaştan galip gelen (birincisi Norveç ordusuna karşı, ikincisi bir asi olan Macdonwald’a karşı) kuzeni Macbeth’in başarılarını duyar. Macbeth’e “Cawdor Lordu” unvanını verir, çünkü önceki Cawdor Lordu bir haindir. Bu sırada Macbeth ve Banquo, cadılarla karşılaşır. Cadılar, Macbeth’i “Glamis Lordu”, “Cawdor Lordu” ve “İskoçya Kralı” olarak selamlarlar. Banquo’ya ise “Daha az mutlu, ama daha fazla mutlu”, “Kral olmayacak ama kralların babası olacak” derler. İki komutana bu beklenmedik kehanetler şüphe ve merak uyandırır. Hemen sonra bir haberci gelir ve Macbeth’e “Cawdor Lordu” unvanı verildiğini bildirir. Böylece cadıların ilk kehaneti hemen gerçekleşmiş olur. Bu, Macbeth’in içindeki hırs ateşini tutuşturur.

2. Perde – Cinayet ve Taç:
Macbeth, cadıların kral olacağına dair kehanetini karısına mektupla anlatır. Lady Macbeth, mektubu okuduktan sonra kocasının kral olma arzusunu bilir ve onu bu yolda cesaretlendirmeye karar verir. Kral Duncan’ın o gece Macbeth’in şatosu Inverness’te misafir olacağını öğrenir. Macbeth, Duncan’ı öldürmek konusunda tereddüt eder; çünkü Duncan hem akrabasıdır, hem de çok iyi bir kraldır. Ama Lady Macbeth onun tereddütlerini “erkeklik” söylemleriyle bastırır ve planı uygularlar. Duncan’ın uyuyan muhafızlarını sarhoş ederler. Macbeth, Duncan’ı öldürür. Cinayetten sonra o kadar panikler ki, hançeri olay yerinde unutur. Lady Macbeth, soğukkanlılığını koruyarak hançeri yerine koyar ve muhafızların ellerine kan bulaştırarak onları suçlu gösterir. Ertesi sabah, Lordu Macduff, kralı görmeye geldiğinde onu ölü bulur. Macbeth, tutup muhafızları öfkeyle öldürür. Kralın oğulları Malcolm ve Donalbain korkup kaçar. Bu kaçış, onları suçlu gösterir ve Macbeth’in kral olmasının önünü açar.

3. Perde – Paranoya ve Cinayetler Zinciri:
Macbeth kral olmuştur, ancak huzuru yoktur. Cadıların Banquo’nun torunlarının kral olacağına dair kehaneti aklından çıkmaz. Banquo’yu ve oğlu Fleance’ı öldürtmek için kiralık katiller tutar. Kiralık katiller Banquo’yu öldürürler ama Fleance kaçar. Macbeth, bir ziyafet verir. Ziyafet sırasında Banquo’nun hayaleti gelir ve Macbeth’in koltuğuna oturur. Bunu sadece Macbeth görür. Onun bu hayaletle konuşması ve telaşı, konukların şüphelenmesine yol açar. Lady Macbeth, konukları gönderir.

4. Perde – Zulüm ve Yıkım:
Macbeth, kraliyet otoritesini sorgulayan herkesten kurtulmak için cadılara gider. Cadılar ona üç kehanet daha söyler:

  1. Macduff’tan sakınması için.
  2. “Hiçbir kadından doğan kimsenin ona zarar veremeyeceği.”
  3. “Büyük Birnam Ormanı, Dunsinane Tepesi’ne yürümedikçe yenilmeyeceği.”
    Macbeth, bu kehanetleri duyunca kendini güvende hisseder ve Macduff’ı cezalandırmak için adamlarını gönderir. Adamları, Macduff’ın kalesine giderler ve Macduff’ın karısını ve çocuklarını acımasızca öldürürler. İngiltere’de bulunan Macduff, bu haberi aldığında büyük bir acı ve öfkeye kapılır. Prens Malcolm ile birlikte İskoçya’ya dönmeye karar verirler.

5. Perde – Düşüş ve Ölüm:
Lady Macbeth, suçluluk duygusunun etkisiyle uyurgezerlik yapmaya başlar. Ellerindeki hayali kan lekelerini temizlemeye çalışır. Sonunda intihar eder. Macbeth, eşinin ölümünü duyunca duygusuzlaştığını fark eder. Malcolm’un ordusu, Birnam Ormanı’nın ağaç dallarını keserek kalkan gibi kullanarak Dunsinane Tepesi’ne doğru ilerler. Bu, cadıların kehanetinin ilk bölümünün gerçekleşmesidir. Macbeth, savaşır, ancak Macduff ile karşılaşır. Macbeth, “Kadından doğan hiçbir adam bana zarar veremez” diyerek onu küçümser. Macduff ise, “Zamanında annesinin rahminden kesilerek (sezaryen) doğduğunu” söyler. İkinci kehanet de böylece bozulmuş olur. İkili arasındaki düelloda Macduff, Macbeth’i öldürür. Prens Malcolm, yeni kral olarak tahta çıkar ve düzen yeniden sağlanır.

Temalar: Oyunun Derinlikleri

1. Hırs ve İktidar Arzusu

Macbeth’in en belirgin teması, kontrolsüz hırsın yıkıcı sonuçlarıdır. Macbeth, başlangıçta sadık ve onurlu bir savaşçıyken, cadıların kehanetiyle uyanan hırsı onu bir canavara dönüştürür. Oyun, güç arzusunun bir insanı nasıl ahlaki çöküşe, paranoyaya ve kendini yok etmeye sürüklediğini gözler önüne serer.

2. Suçluluk ve Vicdan

Macbeth ve Lady Macbeth, işledikleri cinayetlerin ardından ağır bir suçluluk duygusu yaşarlar. Macbeth’in “uyuyamama” ve Banquo’nun hayaletiyle yüzleşmesi; Lady Macbeth’in uyurgezerlik yaparak ellerindeki kan lekelerini temizlemeye çalışması, suçluluğun insan ruhunu nasıl ele geçirdiğinin trajik göstergeleridir.

3. Kader ve Özgür İrade

Cadıların kehanetleri, Macbeth’in kaderini mi yoksa sadece onun içindeki mevcut eğilimleri mi ortaya çıkardı? Macbeth, kehanetleri duymadan önce de hırslı mıydı, yoksa cadılar onu mu uyardı? Oyun, kader ile özgür irade arasındaki gerilimi sürekli canlı tutar.

4. Erillik ve Toplumsal Cinsiyet

Lady Macbeth, kocasını cinayete ikna ederken sürekli onun “erkeklik” duygularına saldırır. “Bir erkek olmaya cüret et!” diyerek onu cesaretlendirir. Kendisi ise, doğurmamış çocuğunun beynini parçalayabileceğini söyleyerek, geleneksel kadınlık rollerinin tam tersi bir konumda durur.

5. Doğaüstü ve Kötülük

Cadılar, fırtınalar, hayaletler, kehanetler… Oyun boyunca doğaüstü öğeler, kötülüğün ve kaosun simgesi olarak kullanılır. Macbeth’in cinayetleri, doğanın dengesini bozar; tuhaf olaylar (gece gündüzün yerini alır, hayvanlar birbirini yer) yaşanır.

Unutulmaz Sözler

Macbeth, Shakespeare’in en çok alıntı yapılan oyunlarından biridir.

  1. “Fair is foul, and foul is fair.” (Adil kötüdür, kötü adildir.) – I. Perde, 1. Sahne (Üç Cadı)
    Oyunun ana temasını özetleyen bu söz, iyilik ile kötülüğün, güzellik ile çirkinliğin iç içe geçtiğini anlatır.
  2. “When shall we three meet again? In thunder, lightning, or in rain?” (Ne zaman buluşacağız yine? Şimşekte mi, yağmurda mı, yok da? – I. Perde, 1. Sahne (Üç Cadı)
  3. “Come, you spirits that tend on mortal thoughts, unsex me here.” (Gelin, ölümlü düşüncelere hizmet eden ruhlar, burada beni kadınlıktan çıkarın.) – I. Perde, 5. Sahne (Lady Macbeth)
  4. “Yet do I fear thy nature; it is too full o’ the milk of human kindness.” (Ama tabiatından korkuyorum; insan sevgisi sütüyle çok dolu.) – I. Perde, 5. Sahne (Lady Macbeth, kocası hakkında)
  5. “If it were done when ’tis done, then ’twere well it were done quickly.” (İş bitecekse, çabuk bitse iyi olur.) – I. Perde, 7. Sahne (Macbeth)
  6. “Is this a dagger which I see before me, The handle toward my hand?” (Karşımda gördüğüm bu bir hançer mi, sapı bana dönük?) – II. Perde, 1. Sahne (Macbeth)
  7. “Methought I heard a voice cry ‘Sleep no more! Macbeth does murder sleep'” (Bir ses duydum: ‘Artık uyuyamazsın! Macbeth uykuyu öldürdü’ diyordu.) – II. Perde, 2. Sahne (Macbeth)
  8. “Out, damned spot! Out, I say!” (Defol, lanet olası leke, defol diyorum!) – V. Perde, 1. Sahne (Lady Macbeth)
  9. “Life’s but a walking shadow, a poor player, that struts and frets his hour upon the stage…” (Hayat yürüyen bir gölgeden ibaret, sahnede bir saat kadar şatafat yapıp tantana eden zavallı bir oyuncu…) – V. Perde, 5. Sahne (Macbeth)
  10. “Out, out, brief candle!” (Sön, sön, kısa mum!) – V. Perde, 5. Sahne (Macbeth) “Tomorrow, and tomorrow, and tomorrow creeps in this petty pace from day to day” (Yarın ve yarın ve yarın, günden güne bu küçük tempoda sürünerek gelir) sözleriyle devam eden bu ünlü monolog, hayatın anlamsızlığını ve geçiciliğini anlatır.

Eserin Önemi ve Etkileri

Macbeth, Shakespeare’in en karanlık, en yoğun ve en çok sahnelenen oyunlarından biridir.

  • “İskoç Oyunu” Laneti: Tiyatro dünyasında oyunun adını anmanın uğursuzluk getirdiğine inanılır. Bu batıl inanç o kadar yaygındır ki, oyuncular genellikle oyundan “The Scottish Play” (İskoç Oyunu) diye bahsederler. Efsaneye göre, Shakespeare oyunda gerçek cadı büyüleri kullanmıştır ve bu nedenle yapılan provalarda sürekli aksilikler, kazalar ve hatta ölümler yaşanmıştır.
  • Sinema: Oyun, birçok kez sinemaya uyarlanmıştır. Orson Welles (1948), Akira Kurosawa (“Throne of Blood”, 1957), Roman Polanski (1971) ve Justin Kurzel (2015) en bilinen uyarlamalardandır. Ayrıra “Macbeth” uyarlaması olarak kabul edilen “Maqbool” (2003) adlı bir Hint filmi de vardır.
  • Edebiyat: Macbeth’in etkileri, birçok yazarın eserinde görülebilir. Özellikle hırs, iktidar ve suçluluk temaları, dünya edebiyatında sıklıkla işlenen konular arasındadır.

Macbeth, sadece bir “kötü adamın” hikayesi değildir; aynı zamanda insan doğasının en karanlık köşelerine yapılan bir yolculuktur. Hırsın, bir kahramanı nasıl bir canavara, bir kralı nasıl bir tirana dönüştürebileceğini anlatan bu başyapıt, Shakespeare’in gözlem gücünün ve insan ruhunu anlama yeteneğinin en büyük kanıtlarından biridir.

Bunu da Beğenebilirsiniz

Yorum Bırak