Troilos ile Kressida (Troilus and Cressida)
Shakespeare’in En Tartışmalı Oyunu
Troilus and Cressida, Shakespeare’in “problem oyunları” (problem plays) arasında sayılan, tür olarak trajedi, komedi ve tarihsel drama arasında gidip gelen, en kafa karıştırıcı eserlerinden biridir . Muhtemelen 1602 yılında yazılan oyun, Truva Savaşı’nın geç yıllarında geçer . Shakespeare, bu eseriyle Homeros’un İlyada’sındaki klasik kahramanlık anlatısını ve Chaucer’ın “Troilus ve Criseyde” adlı romantik şiirini alır ve onları tamamen altüst eder .
Oyun, Homeros’un kahramanlık destanını “kahramanlık karşıtı” bir bakış açısıyla yeniden yazar. Achilles burada kaprisli, alıngan ve çocuksu bir drama kralıdır; Ajax kaba kuvvetten başka bir şeyi olmayan bir aptaldır; Yunan komutanlar ise bir türlü ortak bir strateji geliştiremeyen beceriksiz bir gruptur. Aristoteles’in kahramanları “iyi adamlar” olarak gösterme öğretisini Shakespeare bu oyunda kesinlikle reddeder . Troilus ve Cressida’nın aşk hikayesi ise klasik romantik anlatının tam tersi bir yönde evrilir: masum, idealize edilmiş bir aşk hikayesi değil, aldatma, düş kırıklığı ve kötücül bir dünyanın hikayesidir.
Oyun, aynı adı taşıyan genç aşıkları merkeze almasına rağmen, aslında sahne süresinin büyük kısmı Yunan ve Truvalı kahramanlar arasındaki siyasi ve askeri çekişmelere ayrılır . Oyunun bir diğer dikkat çekici özelliği, alaycı ve iğrenç bir karakter olan Thersites’tir. Thersites, oyun boyunca tüm kahramanları (özellikle Achilles ve Ajax’ı) yerin dibine sokar, savaşın anlamsızlığını ve kahramanlık ideallerinin ikiyüzlülüğünü gözler önüne serer. Oyunun sonunda, baş kahramanlardan hiçbiri “iyi” ya da “kahraman” olarak çıkmaz; Truva’nın yıkımı anlatılmaz bile, oyun Hector’un ölümüyle birlikte bir umutsuzluk havasında biter.
Oyun, Shakespeare’in ölümünden sonra yayınlanan Birinci Folyo’da (1623) yer almasına rağmen, bu baskıya dahil edilmesi oldukça tartışmalı olmuştur; hatta metnin bazı kopyalarında oyun eksiktir . Bu da eserin ne kadar “sorunlu” karşılandığının bir göstergesidir.
Karakterler
Truvalılar
Troilos (Troilus): Kral Priam’ın en küçük oğlu. Oyunun başında Kressida’ya olan karşılıksız aşkı yüzünden savaşamayacak kadar bitkin ve romantiktir . Pandarus’un yardımıyla Kressida’ya kavuşur, ancak onun Yunan kampında Diomedes ile flört ettiğini görünce tüm romantik duyguları paramparça olur. Oyunun ilerleyen kısımlarında, acısını savaş alanında çıkarmaya çalışan acımasız bir savaşçıya dönüşür . Aşktaki idealizminden, ihanetin zehirlediği bir öfkeye evrilir.
Kressida (Cressida): Truvalı rahip Calchas’ın kızı. Annesi ölmüştür ve babası Yunanlara sığınmıştır. Pandarus’un yeğenidir. Zeki, alaycı ve bilinçli bir kadındır . Troilos’a karşı gerçek duygular beslemesine rağmen, bir kadın olarak savunmasız olduğunun farkındadır ve duygularını gizler. Babasının yanına gönderildikten sonra, Yunan komutan Diomedes’in kur yapmasına karşı koyamaz ve ona ihanet eder. Kressida’nın sadakatsizliği, oyunun belki de en çok tartışılan anıdır.
Pandarus: Kressida’nın amcası. Troilos ile Kressida arasında arabuluculuk yapan, ayarlayıcılık yapan, aynı zamanda oyunun en renkli karakterlerinden biridir . Troilos’u över, Kressida’yı ikna etmeye çalışır, onları bir araya getirir. Shakespeare onu bir “dalkavuk” ve “pezevenk” olarak tasvir eder. Oyunun sonunda, Troilos tarafından reddedilir ve zührevi bir hastalığa yakalanmış olarak, ağlayarak sahneden ve sahneden ayrılır .
Hector: Truva’nın en büyük ve en asil savaşçısı, Priam’ın en büyük oğlu. Oyunun diğer karakterlerinin aksine, Hector ahlaki bir pusula gibidir. Savaşın anlamsızlığını sorgular, ancak onur meselesi yüzünden savaşmaya devam eder . Yunanlara meydan okur ve Achilles ile dövüşme şansı yakalar, ancak onu öldürmeye kıyamaz. Oyunun sonunda, zırhını çıkarırken, Achilles ve Myrmidon’ları tarafından haince pusuya düşürülüp öldürülür .
Paris: Truva prensi. Helen’i kaçırarak savaşı başlatan kişidir. Oyunda, Helen ile birlikte şehvet düşkünü, sorumsuz bir çift olarak tasvir edilir . Kardeşi Troilos’un aksine, aşkı bir yükümlülük değil, bir zevk olarak yaşar.
Cassandra: Priam’ın kızı, bir peygamberdir. Truva’nın yanacağını haykırır, ama kimse onu ciddiye almaz . Oyunun trajik ironisini (izleyicinin Truva’nın yıkılacağını bilmesi) vurgulayan karakterdir.
Aeneas: Truvalı bir komutan. Yunan kampına haberci olarak gider .
Yunanlılar
Achilles: Yunan ordusunun en büyük savaşçısı. Oyunun başında, savaşa katılmayı reddedip çadırında kuzeni Patroclus ile birlikte tembellik yapmaktadır . Truvalı prenses Polyxena’ya olan aşkı yüzünden savaşmayı bırakmış, kendini beğenmiş ve alıngan bir karakterdir. Yunan komutanlar, onu kızdırmak için Ajax’ı Hector’un rakibi olarak seçerler. Kuzeni Patroclus’un Hector tarafından öldürülmesi üzerine savaşa katılır ve Hector’u haince öldürür .
Ulises (Ulysses): İthaka Kralı. Oyunun en zeki karakteridir. “Düzen” (degree) konuşmasıyla ünlüdür: “Her şeyin bir düzeni ve yeri olduğunda” toplumlar ayakta kalır, düzen bozulduğunda ise kaos çıkar . Achilles’i savaşa katılması için kışkırtma planını o yapar. Aynı zamanda Troilos’u, Kressida’nın Diomedes’e ihanetini izlemeye götürür.
Ajax (Aias): Yunanlı bir savaşçı. Fiziksel olarak güçlü ama aptaldır. Hector’un meydan okumasına karşı, Ulises’in stratejisiyle, Yunan şampiyonu olarak seçilir. Bu seçim, Achilles’i kıskandırmayı amaçlamaktadır .
Thersites: Yunan ordusunda alt rütbeli, çirkin, iğrenç, ağzı bozuk bir askerdir. Ajax’ın yanında köle olarak tasvir edilir . Oyundaki tek “gerçekçi” karakter olarak kabul edilir çünkü herkesin maskesini düşürür, kahramanlık söylemlerini ve savaşın anlamını acımasızca eleştirir. Thersites, oyunun bir tür “fool” (soytarı) karakteridir, ancak diğer soytarıların aksine hiç komik değildir; sadece zehir gibidir.
Patroclus: Achilles’in kuzeni ve sevgilisi olduğu ima edilen genç adam . Achilles’in çadırında onunla birlikte kalır. Hector tarafından öldürülmesi, Achilles’in savaşa katılmasını tetikleyen olaydır.
Agamemnon: Yunan ordularının başkomutanı. Oyunun başında ordusunun moral bozukluğundan şikayet eder, ancak etkisiz bir liderdir .
Nestor: Yunan ordusunun en yaşlı ve en bilge (ve aynı zamanda en geveze) kralı.
Diomedes: Yunan komutan. Kressida’nın babasının yanına gönderilmesi için Truva’ya giden heyettedir. Daha sonra Kressida’yı kendisine âşık eder, Troilos’un onun kolunu (Troilos’un ona verdiği bir tokayı) taktığını görünce aşkı ihanete uğrar .
Menelaus: Sparta Kralı, Helen’in kocası, Agamemnon’un kardeşi. Karısı Helen’in kaçırılması savaşın bahanesidir. Oyonda genellikle aptal ve aldatılmış bir koca olarak tasvir edilir.
Öykü
Perde I – Aşk ve Öfke
Oyun, Prolog ile başlar; burada bir asker Truva Savaşı’nın arka planını anlatır . Truva’nın içinde, Prens Troilos, Pandarus’a savaşamayacak kadar âşık olduğundan, kalbinin kırık olduğundan yakınır. Pandarus, Troilos’un yeğeni Kressida’ya olan aşkını körüklemeye çalışır. Kressida, Pandarus’a aslında Troilos’tan hoşlandığını itiraf eder, ancak bir erkeğin kendini kolay kolay vermesinin onun ilgisini kaybetmesine neden olacağını düşünerek, duygularını gizlemeye karar verir .
Aynı sırada Yunan kampında, Agamemnon ve diğer komutanlar ordunun moral bozukluğundan şikayet ederler. Ulises, bunun nedenini Achilles’in savaşa katılmayı reddetmesi olduğunu söyler; Achilles tembellik yaparak tüm komuta zincirini bozmuştur . Tam o sırada, Truvalı komutan Aeneas, Hector’dan bir meydan okumayla gelir; Hector, Yunan ordusunun herhangi bir şampiyonuyla dövüşmek istemektedir. Ulises, Achilles’in bu dövüşü kazanmasının çok riskli olacağını, kaybetmesi durumunda ordunun moralinin tamamen çökeceğini söyler. Bu nedenle, daha zayıf bir savaşçı olan Ajax’ın şampiyon seçilmesini önerir. Bu plan, hem Ajax’ı şişirip onu daha da aptallaştıracak, hem de Achilles’i kıskandırıp savaşa sokacaktır .
Perde II – Sahte Kahramanlıklar
Yunan kampında Thersites, Ajax tarafından dövülür ve herkese küfreder . Truva’da ise Kral Priam ve oğulları, Helen’i geri verip savaşı bitirmeyi tartışırlar. Hector, “Helen bir kadın, onun için ölmeye değer mi?” diyerek savaşa son verilmesini savunur, ancak Troilos onur ve şeref söylemleriyle savaşa devam edilmesi gerektiğini söyler . Hector, Troilos’un gençlik heyecanına yenik düşer ve savaşın devam etmesine karar verilir.
Perde III – Pandarus’un Planı
Pandarus, sonunda Troilos ile Kressida’yı bir bahçede buluşturur. Troilos ona olan aşkını itiraf eder, Kressida da karşılık verir. Birbirlerine sonsuz sadakat yemini ederler ve Pandarus’un evine giderler . Tam bu mutlu anın hemen ardından, haber gelir: Kressida’nın babası Calchas’ın talebi üzerine, Kressida, Truvalı savaş esiri Antenor karşılığında Yunan kampına gönderilecektir . Troilos ve Kressida yıkılır, ancak söz verirler: “Her ne olursa olsun, birbirimize sadık kalacağız.”
Perde IV – Yıkım
Kressida, Diomedes tarafından Yunan kampına götürülür. Troilos, Ulises’in yardımıyla onu Calchas’ın çadırında gizlice ziyaret etmeye çalışır. Tam o sırada, Diomedes gelir ve Kressida’ya kur yapmaya başlar. Troilos, Kressida’nın önce nazlanıp, sonra Diomedes’in teklifini kabul ettiğini ve Troilos’un ona verdiği bir kolu (sleeve) Diomedes’e hediye ettiğini dehşetle izler . Troilos’un dünyası yıkılır.
Perde V – Hector’un Ölümü
Troilos, artık ihanete uğramış bir âşık değil, acımasız bir savaşçı olarak savaş alanına atılır. Diomedes’i öldürmeye yemin eder. Achilles ve Hector arasındaki büyük düello gerçekleşir, ancak sonuçsuz kalır; ikisi de dostça ayrılır. Ancak Hector, savaş alanında zırhını çıkarırken, Achilles ve askerleri olan Myrmidon’lar tarafından pusuya düşürülür ve haince öldürülür . Oyun, Troilos’un “Truva artık battı” diye haykırması ve ardından Pandarus’u suçlamasıyla sona erer. Pandarus, oyunu izleyenlere kendisine acımaları için yalvararak sahneden ayrılır .
Temalar
Aşkın İhaneti ve Romantizmin Sonu: Oyun, romantik aşkın en ideal, en şiirsel anlatılarından birini alır ve onu tamamen yıkar. Troilos’un idealist aşkı, Kressida’nın sadakatsizliğiyle paramparça olur . Shakespeare, bu oyunla “aşk” kavramının kendisini sorgular: Kressida kolayca mı pes ediyor, yoksa bir kadının hayatta kalması için başka seçeneği yok mudur?
Kahramanlık Karşıtlığı (Anti-heroism): Oyun, Yunan mitolojisinin en büyük kahramanlarını aşağılar. Achilles bir “drama kralı”dır, Ajax bir “et yığını”dır, Agamemnon etkisiz bir liderdir . Böylece Shakespeare, savaşın “şan” ve “şeref” gibi yüce ideallerini tamamen yerle bir eder.
Düzen ve Kaos: Ulises’in ünlü konuşması, evrenin, toplumun ve bireyin bir “düzen” (degree) içinde işlediğini, bu düzen bozulduğunda her şeyin altüst olacağını anlatır . Oyun, bu düzenin nasıl bozulduğunu ve bozulduğunda ortaya çıkan kaosu gösterir.
Gerçek ve Görünüş: Aeneas, Yunan kampında Agamemnon’u tanıyamaz . Bu küçük an, oyunun büyük bir temasını özetler: Hiç kimse “göründüğü” gibi değildir. Kressida mı sadıktır? Achilles mi kahramandır? Savaş mı onurludur? Oyun, bu soruların cevapsız kalmasına neden olur.
Hastalık ve Yozlaşma: Oyun boyunca “hastalık”, “ülser” ve “cerahat” gibi imgeler sıklıkla kullanılır. Thersites, en iğrenç metaforlarla kahramanları ve savaşı tanımlar. Bu imgelem, tüm bu uygarlığın aslında hasta, çürümüş ve yozlaşmış olduğunu hissettirir .
Unutulmaz Sözler
- “The specialty of rule hath been neglected.” (Yönetimin esası ihmal edildi.) – I. Perde, 3. Sahne (Ulises)
- “Take but degree away, untune that string, And hark what discord follows!” (Dereceleri kaldır, o teli akortsuz bırak, ardından gelen uyumsuzluğu dinle!) – I. Perde, 3. Sahne (Ulises)
- “I am as true as truth’s simplicity, And simpler than the infancy of truth.” (Ben hakikatin sadeliği kadar doğruyum, hakikatin bebekliğinden daha safım.) – III. Perde, 2. Sahne (Troilos)
- “Lechery, lechery; still wars and lechery; nothing else holds fashion.” (Şehvet, şehvet; hep savaş ve şehvet; başka hiçbir şey moda değil.) – V. Perde, 2. Sahne (Thersites)
- “Yet, hold I off. Women are angels, wooing: Things won are done, joy’s soul lies in the doing.” (Yine de kendimi tutarım. Kur yaparken kadınlar melektir; Kazanılan şey bitmiştir, zevkin özü yapmaktadır.) – I. Perde, 2. Sahne (Kressida)
- “This is the monstruosity in love, lady, that the will is infinite, and the execution confined.” (Aşktaki canavarlık budur hanımefendi, irade sonsuzdur, eylem kısıtlıdır.) – III. Perde, 2. Sahne (Troilos)
Eserin Önemi ve Etkileri
Troilus and Cressida, Shakespeare’in kendi döneminde ve sonrasında uzun yıllar boyunca anlaşılamamış, değeri pek bilinmemiş bir eserdir . 19. yüzyılın sonlarına doğru yeniden keşfedilmiş ve o zamandan beri özellikle savaş ve çatışma dönemlerinde (I. Dünya Savaşı, Soğuk Savaş) yoğun bir şekilde sahnelenmiştir. Bugün, “problem play” türünün en önemli örneği olarak kabul edilir ve Shakespeare’in en “modern” oyunlarından biri olarak nitelendirilir .
Oyun, yüzyıllar sonra, savaşın anlamsızlığı, aşkın aldatıcılığı ve insan doğasının karanlık yönleri hakkında çarpıcı sorular sorar. Kendinden önceki tüm aşk ve kahramanlık anlatılarını parçalara ayırır ve izleyiciyi, savaş bittikten sonra “bunca şey ne içindi?” sorusuyla baş başa bırakır. Pandarus’un oyunun sonunda, zührevi bir hastalıkla yalnız başına sahnede kalması, bu oyunun romantik bir komedi olmadığının en büyük kanıtıdır; bu bir kabustur .